İmece gazetesi`nden Akkuyu NGS A.Ş. Bilgilendirme Merkezi`ne ziyaret




 

Mersin’de günlük yayımlanan İmece Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Nazmi Akdağ ile gazete çalışanları, Akkuyu NGS A.Ş. Mersin Bilgilendirme Merkezi’ni ziyaret etti. Aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi’nin Mersin Temsilcisi olan Akdağ, muhabirler Serdar Kocapınar ve Meltem Ahatoğlu, Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu NGS projesi ve nükleer teknoloji konusunda bilgi aldı.

 

 

“RAPORDA TÜM SORULAR YANITLANDI”

 

Ziyarette konuşan Mersin Bilgilendirme Merkezi Müdürü Faruk Üzel, 2013 Temmuz ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Çevresel Etki Değerlendirme Raporu’nu (ÇED) verdiklerini, ancak format uygun olmadığı gerekçesiyle raporun yeniden düzenlenmek üzere iade edildiğini anımsattı. Rapor üzerinde format revizesi yapılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na tekrar sunulduğunu anlatan Üzel, “Format onayı alındıktan sonra Ekim ayında ilk İnceleme ve Değerlendirme Komisyon toplantısı yapılmıştı. Orada üniversitelerden, kamu kurumlarından, çevre temalı örgütlerin de içerisinde bulunduğu çeşitli sivil toplum kuruluşlarından öneriler, sorular gelmişti. Revize ettiğimiz dosyada bu soruların da cevaplarını verdik. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2. ve nihai olduğunu umduğumuz 2’inci İnceleme ve Değerlendirme Komisyon toplantısı için gün bekliyoruz. Tarih verildiğinde biz bu toplantıdan ÇED olumlu raporumuzu alacağımızı düşünüyoruz. Kısa zamanda ÇED sürecinin tamamlanmasını ve arkasından hızlıca inşaat hazırlık sürecinin başlamasını öngörüyoruz” şeklinde konuştu. 

 

 

“YANGIN YOLLARI YAPTIK”

 

Nazmi Akdağ’ın şu anda Akkuyu sahasında herhangi bir inşaat faaliyeti yürütülüp yürütülmediğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Üzel şunları kaydetti: “Bizim nükleer santralin inşaatına yönelik hiçbir faaliyetimiz yok. Sahada taş ocağı ruhsatı alındı. Taş ocağı işletme ruhsatı kapsamında orada yaklaşık 4 ay süren yoğun bir çalışma yapıldı. Bu çalışmada, yangın ve güvenlik yolları için gereken taş ve materyallerin çıkarılmasına yönelik bir işlem yapıldı. Çıkan malzemenin bir kısmı istiflendi. Bir kısmı ise sahada yıllarca yangınla mücadele anlamında yapılmayan çalışmalar için kullanıldı. Bu faaliyetimiz şimdilik bitti. Şu anda inşaata yönelik somut bir faaliyet yürütmüyoruz fakat proje çalışması, tasarım çalışması ve ihalelere dair ön çalışmalar çok hızlı bir şekilde yürüyor.”

 

ÇED olumlu raporunun çıkmasının ardından ihaleleri açıklayacakları bilgisini veren Üzel, “Türkiye’nin oldukça güçlü firmalarından şu süreçte bile talep var. İhalelerimizi açacağız onlar ihaleye girecekler, ihaleden sonra şantiyelerini kuracaklar. Bu doğrultuda bölgedeki alt taşeronlar bu firmalara iş yapmak için hareketlenecek. Bölgedeki sanayici, işadamları hareketlenecek. Biz, Akkuyu sahasının 2015 yılının ortasına doğru bir şantiyeye döneceğini öngörüyoruz. 2016 yılında ise resmi temel atma töreniyle inşaata başlamış olacağız” ifadelerini kullandı.

 

 

 

“9 ŞİDDETİNDEKİ DEPREME DAYANIKLI”

 

Depremsellik açısından bölgenin uygun olup olmadığı yönündeki soruyu ise Üzel şu şekilde yanıtladı: “Bir nükleer santral kurabilmenin 40’ın üzerinde kriteri vardır. Bunların birinci sırasında deprem geliyor. Kesinlikle deprem açısından güvenli bir yer olması gerekiyor. Deprem analizleri yapılmak zorunda.  Akkuyu sahası Türkiye’de deprem açısından en güvenli bölgedir.  Kandilli’nin ve MTA’nın da güncel haritalarında hem Sinop sahası hem de Akkuyu sahası 5’inci derece deprem bölgesidir. Birileri Ecemiş fay hattından bahsediyor. Evet orada Ecemiş fay hattı var, pasif bir fay hattı. Akkuyu Sahası’na 170 kilometre mesafede. Bilim bugün geldiği teknolojide bir riski sayısal ihtimallere dökebiliyor. Bölgede 2 bin yıllık depremsellik üzerine çalışma yapılıyor. 1976’dan beri yapılıyor. Son 3 yıldır da bunu son teknolojik yöntemlerle revize ediyoruz ve aynı sonucu alıyoruz. O bölgede öngörülebilen en yüksek deprem olasılığı, bu projede hesaba katılanın çok altındadır. Nükleer santralin depreme dayanıklılık şiddeti öngörülen 9’dur. 9 şiddetindeki bir depremde de nükleer santral kendisini güvenle kapatacak şekilde dizayn edilmiş. Tsunami ile alakalı olarak da ODTÜ ile yapmış olduğumuz modellemeye göre ise Akdeniz’de Akkuyu ile ilişkili olarak gerçekleşebilecek olası en yüksek şiddetteki depremde, olası en kötü senaryoda depremle birlikte dalga boylarının yüksekliği 10 buçuk metredir. Akkuyu NGS’nin tabanının deniz seviyesinden yüksekliği 12 metre olarak tasarlanıyor”

 

 

“NÜKLEER SANTRALLER KESİNTİSİZ ELEKTRİK ÜRETİYOR”

 

Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji açığını kapatmasının mümkün olamayacağının altını çizen Faruk Üzel, şunları söyledi: “Bizim rüzgarımız var, güneşimiz var, suyumuz var. Neden nükleer deniliyor. Enerji üretiminde baz yük denen bir kavram var. Suyumuzda baz yük yüzde 45’dir. Güneş ve rüzgarda ise bu kapasite yüzde 20’dir. Nükleer santrallere baktığımızda baz yük kapasitesi yüzde 95’dir. 8 bin küsur saat olan bir yılın içerisinde 8 bin 200 saat nükleer santraller kesintisiz bir şekilde elektrik üretiyor. Bu yüzde 5 ise bakım onarım dönemlerinde ve yakıt değişim dönemlerinden kaynaklanıyor. Görülen ile bilimsel gerçeklik uyuşmuyor. Yenilenebilir enerjide elektriği kesintisiz üretemediğinizden dolayı bu enerjiyi kullanabilmek için depolamak lazım. Kocaeli gibi bir kentin, Antep gibi bir sanayi kentinin elektrik enerjisini güneş ve rüzgardan karşılamaya kalkarsanız milyonlarca batarya ve pille o bölgeyi donatmak zorunda kalırsınız. Bu da çok yüksek maliyetli depolama ve o bataryaların içerisinde bulunan kurşun, çinko, lityum gibi doğada yüz binlerce yıl çözülmeyen ağır metaller çok ciddi bir çevresel sorunu beraberinde getiriyor. Türkiye’nin bu kaynakları kullanması lazım evet ama Türkiye enerji ihtiyacını bu kaynaklardan karşılayamaz. Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’nin 2013 senesinde tükettiği elektrik enerjisi 250 milyar kilowat saattir. Türkiye’nin bütün yenilenebilir potansiyeli devrede olsa dahi bunu karşılayamıyor. Türkiye şu anda yüzde 72 oranında enerjide dışa bağımlıdır. Bunu da doğalgaz ithal ederek karşılıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin enerji açığını ortadan kaldırabilmesi için çözüm yollarından bir tanesi nükleer enerjidir. Akkuyu, Sinop ve diğer nükleer santralle birlikte Türkiye elektrik enerjisi ihtiyacının yüzde 17’sini nükleerden karşılamayı öngörüyor. Bu yüzde 17’nin karşılığı da yüzde 17 doğalgaz ithalatının azalması demek.”

 

Faruk Üzel, Birleşmiş Milletler’in, radyasyonun etkilerini tespit eden bilim komitesi tarafından yayımlanan raporuna göre, Fukuşima Nükleer Santrali’nden etkilenen bölgede yöre halkı üzerinde ve tahliye edilen insanlar üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde kanser ve genetik bozulma etkisinin oluşmadığının tespit edildiğini de hatırlattı.

 

 

Akkuyu NGS A.Ş. Basın Servisi