Nükleer Santraller Zirvesi İstanbul`da yapıldı




Türkiye’de ilk kez yapılan Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi akademisyen, uzman, gazeteci, bürokrat ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Enerji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Murat Mercan, nükleer santral konusunun Türkiye için çok geç kalınmış bir serüven olduğunu söyledi. Akkuyu NGS A.Ş Genel Müdürü Fuad Akhundov ise "Maliyeti ne olursa olsun garanti ediyorum; projede ilk önceliğimiz güvenlik" dedi.

 

Nükleer Mühendisler Derneği ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği'nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın desteğiyle düzenlediği "Nükleer Santraller Zirvesi" İstanbul’da yapıldı.

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Murat Mercan, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada,  Akkuyu ve Sinop’ta inşa edilecek nükleer güç santrallerinde yerli katkı oranını artırmak istediklerini belirterek, "Nükleer alanda yerli üreticilerin gelişmesini bekliyoruz" dedi.

 

Günümüzde hükümetlerin en önemli görevinin güvenli ve kesintisiz enerji sağlamak olduğunu ve Türkiye'nin nükleer güç santrali kurmakta geç kaldığını belirten Mercan,  ABD'de 100'ün üzerinde nükleer santral olduğunu, Fransa'nın da toplam elektrik ihtiyacının yüzde 75'ini nükleer santrallerden sağladığını anlattı.

 

Türkiye'nin enerji sektöründe yerli ve yabancı yatırımcılar için çeşitli fırsatlar sunduğunu, toplam kurulu gücün yaklaşık 65 bin megavat olduğu kaydeden Mercan, Türkiye'nin 2023 yılına kadar yaklaşık 128 milyar dolarlık yatırımla kurulu gücünün 2 katına çıkarılmasının öngörüldüğünü bildirdi.

 

31 ülkede 437 nükleer güç santrali işletildiğini, 72 santralin de inşa aşamasında olduğunu belirten Mercan, İstanbul'a Akkuyu'dan daha yakın mesafede çalışmakta olan bir çok nükleer güç santrali bulunduğuna dikkati çekti.

 

Japon'da, Fukuşima kazasından sonra kapatılan santrallerin iki tanesinin ticari olarak çalıştırılmaya başladığını, 12 santralin de güvenlik testlerini geçmeleri halinde tekrar işletmeye alınmasının beklendiğini dile getiren Mercan, Türkiye'de nükleer güç santralleriyle ilgili tüm düzenlemelerin Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ile işbirliğinde, ABD ve Avrupa standartlarında yapıldığını belirterek, "Dünya standardı ne ise bunu uygulayacağız. Bu konuda her çalışmayı yapıyoruz" dedi.

 

İnşa edilecek santrallerde yerli katkı oranını arttırmak istediklerini, bu konuda operatör kuruluşlarla yakın ilişkide olacaklarını aktaran Murat Mercan, "Dünyadaki en iyi uygulamalarla işbirliği yaparak bu alanda ilerlemek arzusundayız. Nükleer alanda yerli üreticilerin gelişmesini bekliyoruz" dedi.

 

Mercan, Türkiye’de nükleer güç kültürünün ve farkındalığının arttırılması gerektiğini, bu doğrultuda özellikle yurtdışında çalışan Türk nükleer mühendislerin geri dönmesini sağlayacak adımlar attıklarını belirtti. Türkiye’nin nükleer enerji ile ilgili tarihi hakkında kısa bilgi veren Mercan,  “nükleer santral Türkiye için geç kalmış bir serüvendir” dedi.

 

AKHUNDOV: İLK ÖNCELİĞİMİZ GÜVENLİK


Akkuyu NGS Genel Müdürü Fuad Akhundov da projede önceliklerinin güvenlik olduğunu belirterek, "Maliyeti ne olursa olsun garanti ediyorum; ilk önceliğimiz güvenlik" dedi.

 

Konuşmasına, Soma’da yaşamını kaybeden işçilere rahmet ve yakınlarına başsağlığı dileyerek başlayan Akhundov, "Yaklaşık 1 aydır Akkuyu'nun Genel Müdürüyüm.  Aynı kök ve kültürden geldiğim kardeş  Türkiye’de bulunmaktan çok mutluyum. Türkiye’nin aydınlık geleceği için birlikte çalışacağız" diye konuştu.

 

Türkiye’de nükleer enerji konusunun 1956 yılından bu yana görüşülmesine karşın geri durumda olduğunu söyleyen Akhundov, Akkuyu NGS projesine ilişkin şunları söyledi:

 

"Akkuyu bugün tam kapasite çalışıyor olsaydı Türkiye’nin elektrik talebinin yaklaşık yüzde 17'sini tek başına karşılardı.  Rusya, Akkuyu'da ciddi yatırımlar gerçekleştirdi ve buna devam edecek. Türkiye’ye inancımızdan dolayı bu projeyi yapacağız, işleteceğiz ve 60 yılın sonunda işletmeden çıkaracağız. Bu yatırım yaklaşık 20 milyar dolar değerinde. Bu, tek seferde gerçekleştirilen en büyük yabancı yatırım. Akkuyu'da Türk inşaat firmaları için de fırsatlar var. Akkuyu inşaatının büyük kısmı Türk firmalarca yapılacak. Bu deneyimler ve bilgilerin transferiyle Türk firmalar bu işi dünyanın her yerinde gerçekleştirebilecek.  Projeye, Türk firmaları sadece yapı, inşaat ve malzemede değil, makina ve ekipmanda da katkıda bulunacak. Reaktör ve güvenlik unsurları ise Rus devlet nükleer şirketi Rosatom’un alt kuruluşları tarafından yapılacak.  Projede yaklaşık 8 milyar dolarlık fırsat, yerli üreticilere sunulacak.

 

İlk önceliğimiz kesinlikle güvenlik. Maliyeti ne olursa olsun garanti ediyorum ilk önceliğimiz güvenlik olacak. Akkuyu'da en gelişmiş teknolojiyi kullanacağız. Aktif ve pasif güvenlik teknolojileri kurulacak. Hiç insan olmasa dahi olağandışı bir olayda kendisini otomatik olarak kapayacak bir sistem olacak. Böylelikle insan faktörünü devre dışı bırakmış olacağız. Santralin devreye alınmasıyla birlikte çevre ve radyasyon değerleri sürekli olarak kamuoyu ile paylaşılacak. Biz, projenin her aşamasında Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) denetimine açık olacağız. Ulusal ve Uluslararası düzeyde bağımsız kuruluşlarca yapılan sürekli denetimlerle projenin en güvenli şekilde gerçekleştirilmesi sağlanacak." 

 

1 KG URANYUM 3 MİLYON KG KÖMÜRE EŞİT

 

Türkiye'nin AB ülkeleri arasında 6'ncı ekonomik güce sahip ülke konumuyla ve hızla gelişen endüstrisiyle enerji ihtiyacı duyduğunu kaydeden Akhundov, "Maalesef Türkiye şu anda nükleer teknolojide geride kalmış görünüyor. Ancak 1 kilogram uranyum ile 3 milyon kilogram kömüre eş değer elektrik üretimi mümkün. Türkiye'nin enerji ihtiyacı göz önüne alındığından nükleer enerjiden yararlanması gerekir. Biz şimdi Türkiye'nin firmalarına nükleer teknolojiyle ilgili önemli bir yetkinlik kazanabilme şansını da sunuyoruz" dedi.

 

 

ANA GÜNDEMİMİZ YERLİLEŞTİRME


İstanbul Nükleer Santraller Zirvesi Organizasyon Komitesi Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. Şule Ergün de ilkini düzenledikleri zirveye yatırımcı, bilim adamlarından gelen büyük ilginin sevincini yaşadıklarını kaydetti. Ergün, ilk buluşmada konuyu yerlileştirme olarak belirlediklerini ifade ederek, şunları söyledi:
"Zirve boyunca nükleer güvenlik, nükleer atık, dünyadaki projeler, nükleer emniyet burada tartışılacak. Nükleer enerjide medyanın algısı düzenlenecek bir oturum ile ele alınacak. Ana gündemimiz yerlileştirme. Yatırımlar konusunu açacağız. Nükleer kaliteye dikkati çekeceğiz. Projeler, Türk yatırımcılar açısından da büyük önem taşıyor. Ben buradan zirveye gösterilen büyük ilgiye teşekkür ediyorum."

 

NÜKLEER SANTRALDE YAKITLAR


Hacettepe Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Okan Zabunoğlu, bugün dünyada nükleer santrallerde kullanılan yakıtı yeniden değerlendirme süreci yaşandığını belirterek, atık maddeyi içerdiği uranyum ve plütonyum maddeleri için rezerv kaynağı olarak yorumlamak gerektiğini ifade etti.

 

Prof.Dr. Zabunoğlu, nükleer santraller açısından taze yakıt ile kullanılmış yakıt başlıklarında güncel tartışmaların sürdüğünü dile getirdi. Nükleer santralde kullanılmış yakıtın aslında santralde işlenmeden öncesindeki gibi değerli madde içeriğine sahip olduğunu kaydeden Zabunoğlu, taze yakıt ile kullanılmış yakıt arasında yüzde 20 oranında bir değişim yaşandığını anlattı. Bu değişim yaşanmış bölümde ise yüzde 16,5 değerli malzeme bulunduğunu atık oranı ise yüzde 2.5 ile 3 arasında gördüklerini kaydeden Zabunoğlu, ancak bu değerli malzemeyi çok küçük bir oran olan atık malzemeden ayırt etmenin güçlüğüne işaret etti. Dünyada henüz nükleer atığın geleceğiyle bir uygulama örneği oluşmadığına dikkati çeken Zabunoğlu, ''Nükleer atık ile ilgili dünden bugüne geçerli olan genel kabulümüz geri kazanım yapmaksızın yerin altına gömmektir. Oysa nükleer atık dediğimiz madde büyük oranda değerli maddeler içeriyor. Dolayısıyla aslında aynı zamanda enerji rezervi de. Bu nedenle ülkeler bu atık denilen maddeyi henüz toprağın altına gömmüş de değiller'' dedi.

 

Kısa vadede gömülmesi düşünülen nükleer atığın azalan uranyum nedeniyle hem uranyum hem de plutonyum açısından aslından nükleer enerji için rezerv olarak da görüleceğini söyleyen Zabunoğlu, ancak buradaki tartışmanın nükleer atığın aynı zamanda ayrıştırıldığında nükleer silah malzemesi olmasından kaynaklandığını açıkladı. Zabunoğlu, ''Dünya şimdi nükleer atık mı nükleer rezerv mi kararını vermekten uzak görünüyor. Önümüzdeki 10 yılda da bu konuda bir çözüme varılacağını düşünmüyorum. Ancak teknoloji geliştikçe belki bir çıkış yolu bulunacaktır'' diye konuştu.

 

 ''Nükleer Enerji Santrali'nin Toplumsal Kabulü: Teoride ve Pratikte Türkiye Örneği'' başlıklı bir sunuş gerçekleştiren Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Udum, 'kitle imha silahları' denildiğinde dahi sadece nükleer söz konusu imiş gibi algısal bağlantı kurulduğuna dikkati çekti.

 

Oysa 'kitle imha silahları' ile biyolojik ve kimyasal silahlara gönderme yapıldığını ve tüm dünyada bu çerçevede önlemler alındığını anlatan Udum, ancak toplumsal açısından nükleer ifadesiyle birlikte 'silahlanma' algısı oluştuğunu hatta yerleştiğini söyledi. Bunun da nükleer enerjiyi anlatmak ve anlamada ciddi önyargı yarattığını kaydeden Udum, “'Türkiye'deki tabloda nükleer enerjiden duyulan kaygı öylesine yüksek ki bu da nükleer kaza riski beklentisini tetikliyor”' dedi.

 

Türkiye 'de mutlaka sivil toplum ile güven tesis edici bir ilişki kurulması gerektiğini belirten Udum, Türkiye açısından nükleer enerjiye geçiş gerekliliğini topluma anlatmak ve güvenli nükleer tesis kurulmasıyla ilgili aydınlatıcı bilgilendirme yapmak ihtiyacına dikkati çekti.

 

BİLGİLER KAMUOYU İLE PAYLAŞILMALI


Oturumda medya rolüyle ilgili detaylı bir değerlendirme yapan Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker ise Türkiye'nin nükleer enerji ile ilgili tarihçesine bakıldığında birbirinden talihsiz süreçler yaşandığını ifade etti. Nükleer enerji konusunda mutlaka medyaya detaylı ve düzenli bilgilendirme yapılması gerektiğini kaydeden Türker, insan hayatı riski taşıyan böylesi bir konuda her türlü güvenlik önleminin alındığına dair kamuoyuna inandırıcı bilgi paylaşımı ihtiyacının sürdüğünü söyledi.

 

JAPONYA VE FRANSA


Oturum konuşmacılarından Tokyo Teknoloji Enstitüsü üyesi Prof. Dr. Akira Omoto, Fukuşima'da yaşanan kazayla birlikte Japonya'da nükleer enerjiyle ilgili araştırmalarını çeşitlendirdiklerini anlattı. Omoto, "Sadece Tsunami odaklı olası aksilikler senaryoları yanı sıra mutlaka farklı şekillerde gelişecek kaza ve risk senaryoları hazırlanması gerektiği tespit edildi. Fukuşima ile sağlık kuruluşları arasında kaza sonrasında müdahale senaryoları geliştirilmesi ihtiyacı da görüldü" dedi.

 

Türkiye'de yakında danışman olarak görev yapacağını açıklayan Fransız Atom Enerji Komitesi Gerard Cognet de, Fukuşima 'da yaşananları yakından incelediklerini vurguladı. Nükleer enerjiyle ilgili atılacak her adımda halkın güven duyması için tam bir şeffaflık içerisinde çalışılması gerektiğini belirten Cognet, "Mesela mutlaka radyoaktif atık konusunda güvence sağlanması gerekiyor. Fransa 'da biz AB bünyesindeki ENSREG ile ortaklaşa çalışıyoruz. Sertleştirilmiş güvenlik çekirdeği adını verdiğimiz sistem gibi birkaç yeni sistem geliştirildi" diye konuştu.

 

Fransa 'da Fukuşima sonrası nükleer enerjiden vazgeçilmediğini ve yeni yatırımlara hazırlanıldığını söyleyen Cognet, bugünlerde Fransa 'da 13 araştırma reaktörü ile 9 enerji santrali hakkında eski teknolojiye sahip olmaları nedeniyle işletilmesinden vazgeçilmesine karar verildiğini ifade etti. Bu noktada da yine halkın güvenliğini birinci öncelik olarak ele aldıklarını kaydeden Cognet, Fransa'nın nükleerde yeni yatırımlarını yaparken eskiyi yeniden dönüşüm ile değerlendirmek ve sağlıklı bir şekilde işletmeden çıkarmayı planladıklarını dile getirdi.

 

NÜKLEER ENERJİLİ BUZ KIRICI GEMİ


Rusya Ulusal Nükleer Üniversitesi (MEPhI) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sergey Boyarkin ise, "Nükleer enerji farklı alanlara kullanılabilmektedir. Örneğin; kuzeyde kutup bölgesi etkisindeki denizde ulaşımı engelleyen buz kitlerini kırmak amacıyla da özel nükleer enerjiyle çalışan gemi teknolojimiz söz konusudur" diye konuştu. Boyarkin, 3+ nesil reaktörlerin çalışma prensipleri ve güvenlik tedbirlerini de anlattı.

 

BALIKLARIN HAŞLANMASI DOĞRU DEĞİL


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkanı Necati Yamaç da konuşmasında Türkiye’nin enerji ihtiyacına dikkati çekerek, Türkiye’nin enerji talebinde Çin’den sonra ikinci sırada yer aldığını hatırlattı. Yamaç, Türkiye’nin enerji ithalatına yılda 60 milyar dolar harcadığını belirterek, NGS’lerin Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında önemli bir rol üstleneceğini söyledi. Akkuyu’da deniz suyunun aşırı ısınacağı ve oradaki balıkların haşlanacağı gibi asılsız iddiaların gündeme getirildiğini hatırlatan Yamaç, Türkiye’de deniz suyu sıcaklığı ile ilgili sıkı kurullar bulunduğunu hatırlattı. Akkuyu’da deniz suyunun sadece yarım derece ısınacağını anlatan Yamaç, bunun da balıkları haşlamasının mümkün olmadığına dikkati çekti.

 

İNGİLTERE NGS KAPASİTESİNİ İKİ KATINA ÇIKARACAK


İngiltere Nükleer Endüstri Kurumu yönetici Keith Parker, Birleşik Krallığın 2030 yılına kadar nükleer kapasiteyi 2 katına çıkaracağını açıkladı. Nükleer enerji konusunda hem siyasetçilerden hem de vatandaşlardan büyük bir destek gördüklerini anlatan Parker, “hükümet ve sektör el ele çalışıyoruz” dedi.

 

Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş Moskova Temsilciliği Başkanı Oleg Titov da Akkuyu NGS Proje takvimi hakkında bilgi verdikten sonra “Şirketimiz en az 100 yıl Türkiye’de olacak” dedi. Kullandıkları teknolojinin daha güvenli işletilmesi için çalıştıklarını anlatan Titov, lokalizasyon konusunda da bir grupla hareket ettiklerini söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının da kendilerine yardımcı olduğunu belirten Titov, zirve sırasında Türk firmalarıyla 6 saat görüştüklerini ifade ederek, Türk firmaları için lokalizasyonda 8 milyar dolarlık bir pazarın söz konusu olduğunu açıkladı. Akkuyu NGS için dünyanın her yerinden yatırımcı beklediklerini bildiren Titov, ÇED Raporu pozitif kararından sonra çalışmaların başlayacağını ifade etti.

 

 

 

Akkuyu NGS A.Ş. Basın Servisi